“YENİ ‘MERCEDES’LE GEZMEYE ÇIKTIK”

Masamın üzerinde “Acil Okunacak” koduyla bekleyen kitapların bir kısmını Kurban Bayramı vesilesiyle eritme fırsatı buldum. Bunlardan biri de, usta Gazeteci Toygun Atilla‘nın imzalayıp gönderdiği “İfşa” kitabıydı.

Toygun Atilla, isimlerin peşine düşerek, bazılarıyla bire bir görüşmeler yaparak, olayları detaylarıyla ve titizlikle takip ederek, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’nün pek de bilinmeyen bazı kirli öykülerini İfşa adlı kitabında deşifre ediyor.

Atilla’nın kitabını okurken, Fetullah Gülen’in 12 Ocak 1986’da Burdur’da gözaltına alındığını ve sorgulandığını ben de ilk kez öğrendim. Toygun Atilla, kitabının bir bölümünde, o gün Fetullah Gülen’le gözaltına alınanları tek tek incelemiş; ifadelerini ve o gözaltı sonrasından bugüne kadar neler yaptıklarını tek tek anlatmış.

Özetleyerek aktaralım:

12 Ocak 1986 tarihinde, bir tanesinin içinde Fetullah Gülen’in de bulunduğu 3 otomobil Antalya’dan Burdur’a yola çıkıyor. 3 otomobilde, Fetullah Gülen’le birlikte Gürbüz Dönmez, Mustafa Başarı, Murat Kırımkan, Bülent Olcay, Barbaros Kocakurt, Hakan Serbest, Naci Tosun, Nuri Sungur, Mustafa Sarsılmaz, Nevzat Ayvacı, Behçet Akyar, Harun Tokak ve Ahmet Kara isimli şahıslar var. 12 Eylül Darbesi sonrası Sıkıyönetim Komutanlığı’nın emriyle aranan ve 5,5 yıldır “bulunamayan” Fetullah Gülen ve yanındakiler Burdur girişinde polis tarafından durduruluyor ve gözaltına alınıyorlar.

Fetullah Gülen, daha arabadan inerken yanındakilere “beni tanımıyorsunuz” diye fısıldıyor.

Gözaltından bir kaç sonra Ankara’dan Burdur’a telefon üstüne telefon geliyor. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarından, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden, milletvekillerinden Fetullah Gülen’i derhal serbest bırakmaları için talimatlar yağıyor. Toygun Atilla’nın yazdığına göre Başbakan Turgut Özal bile devreye giriyor.

Burdur Polisi önce Fetullah Gülen ile arkadaşlarını rahat bir odaya alıyor, hızla formaliteleri yerine getiriyor, kısaca ifadelerini alıyor ve hepsini serbest bırakıyor.

Esasen, bu gözaltı ve ifade alma işlemi, 5,5 yıldır aranan ve “bulunamayan” Fetullah Gülen’i de rahatlatıyor.

Gülen’e, “1980 harekatından beri Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından arandığınızı bildiğiniz halde neden teslim olmadınız?” sorusu yöneltiliyor. Gülen’in cevabı önemli: “Uzak ve yakından dolaylı olarak yaptığım girişimler sonunda aranmadığım kanaatine vardım.”

Toygun Atilla, kitabında, bu hadisenin sonradan FETÖ’cü Faruk Mercan’ın Doğan Kitap’tan çıkan “Gülen’in Sıradışı Hayatı” adlı kitapta yer aldığına ve çarpıtıldığına dikkat çekiyor. FETÖ’cü Faruk Mercan, Burdur’daki sorguda “neden teslim olmadınız?” sorusuna Fetullah Gülen’in “Allah beni sizinle karşılaştırmadı. Ben de gelip kendi irademle teslim olmadım” diye cevap verdiğini yazıyor.

Yalan İfadeler

Fetullah Gülen’le yolculuk yapan ve Burdur’da gözaltına alınan 14 isim de sorgularında yalan söylüyor ve “Fetullah Gülen’i tanımadıklarını” ifade ediyorlar. Toygun Atilla’nın yakın takibiyle, bu 14 ismin de sonraki yıllarda FETÖ’nün tepe noktalarına geldiğini öğreniyoruz.

Araçtaki isimlerden Mustafa Sarsılmaz ifadesinde “Bize kendisini Abdullah Hoca diye tanıtan ve ismini sonradan Fetullah Gülen olarak öğrendiğim kişiyi daha önceden tanımıyorum. Kendisi bana tanışmamız sebebiyle bir adet Sızıntı dergisi hediye etti” diyor. (Mustafa Sarsılmaz Turgut Özal’ın vefat ettiği 17 Nisan 1993’te GATA’da nöbetçi subaydı. Şu an ABD’de firari konumunda.)

Naci Tosun, “Bu şahsı hiç tanımam… Eşim hamileydi. Eskişehir’e acele dönmem gerekti. Antalya çıkışında yolun kenarında arıza yapmış bir taksi duruyordu. Durumumu anlattım. Uygun gördüler ve beni de aldılar” diyor. (Naci Tosun örgütün para kaynaklarının başındaki isim. 2015’te yurt dışına firar ediyor.)

Behçet Akyar Fetullah Gülen’i hiç tanımıyorum” diyor, “Antalya’da hiç bir zaman bulunmadım. Bir yanlışlık olsa gerek veya benzetilmiş olabilirim” diye konuşuyor.(Samanyolu ve Zaman yöneticiliği, Bank Asya yönetim kurulu başkanlığı yapan Behçet Akyar’ın kardeşi İzzek Akyar’ın kızı Ekrem Dumanlı ile evliydi. Sonradan boşandılar. Behçet Akyar 15 Temmuz’dan sonra yurt dışına kaçtı.)

Araçlardaki bir başka isim Ahmet Akyar “Bana sormuş olduğunuz Fetullah Gülen isimli şahsı tanımıyorum” diyor. (Örgütün çeşitli il ve ilçelerde imamlığını yapıyor. Kaynak Holding’in kurucularından. 2014’de firar ediyor.)

Gürbüz Dönmez “Fetullah Gülen isimli şahsı tanımıyorum. Kanunsuz hiç bir şeyi sevmem. Yeni Mercedes marka bir araba aldım. Arkadaşlar bana ‘sen arabayı yeni aldın. Gel biraz gezelim, Antalya’ya gidelim’ dediler. Antalya’dan dönüşte de Isparta yolu üzerinden giderken polisler durdurdu.” şeklinde ifade veriyor. (Gülen’in “Paşa” lakabını taktığı kişi. 15 Temmuz’da yurt dışına firar ediyor.)

Mustafa Başarı. sorgusunda”Fetullah Gülen isimli şahsı tanımıyorum” diyor. (Zaman gazetesi genel müdürlüğü yaptı. Yurt dışına kaçtı.)

Murat Kırımkan, “Gürbüz Dönmez ismindeki arkadaşım bir araba almıştı. Bu arabayı kutlayalım, hem de Antalya’daki işlerimi göreyim diye buraya geldim. Fetullah Gülen isimli şahsı tanımıyorum” diye ifade veriyor.

Hakan Serbest, “Antalya’dan dönerken babamın samimi arkadaşı olan Fethi isimli bir şahsı gezerken gördüm. Kendisine sorduğumda ‘ben de İzmir’e gideceğim beraber gidelim’ dedi. Bu durum üzerine arabaya aldım. Ayrıca İzmir’e Antalya’dan hareket ettiğimde il çıkışında yol kenarında iki kişi durmaktaydı. El tuttular. Bizim de arabamız arızalıydı. Tekleme yapıyordu. ‘Biz Burdur’a gideceğiz, devlet memuruyuz, geç kaldık’ diye söylediler. Bu durum üzerine isimlerini şu an hatırlayamadığım iki kişiyi arabaya aldık.” (15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde darbeyi yöneten sivillerden Hakan Çiçek’in Hakan Serbest ile mesajlaştığı ortaya çıktı. Hakan Serbest yurt dışında firari.)

Bülent Olcay. “Fakülteden diplomamı almaya İzmir’e gittiğimde arkadaşım Mustafa’ya da uğradım. Bana Antalya’ya gideceğini söyledi. Onun arkadaşı bir şahıs araba almış. Hem onu kutlamak hem de Antalya’daki annemi göreyim diye söyledi. Ben de uygun gördüm. Böylece otomobilde 5 kişi olduk. Bana sormuş olduğunuz şahsı (Fetullah Gülen) hiç tanımam. Hiç bir yerde de görmedim.” (Bülent Olcay Mart 2011’de Abdullah Gül tarafından Danıştay üyeliğine atandı. FETÖ’nün yargıdaki en en etkin ismi oldu. Fetullah Gülen’in yanındaki 14 kişiden 15 Temmuz sonrası yakalanan tek kişi oldu. Kısa bir süre yattıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle (spor yaparken düşmek) tahliye edildi.)

30 Yıl Sonra Aynı Yalanlar

Toygun Atilla’nın İfşa adlı kitabında hem ifadelerini, hem örgüt içindeki sonraki görevlerini aktardığı bu isimlerin ifade şekilleri bana 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde yakalanan sivillerin ifadelerini hatırlattı.

16 Temmuz sabahı Kahramankazan’da, Akıncı Üssü yakınlarındaki tarlalarda jandarma ve polis 5 sivil yakaladı: Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş.

Bu 5 sivil Fetullahçıydı. FETÖ’nün örgüt evlerinde yetişmiş, örgütün şirketlerini yönetmiş ya da oralarda çalışmış kişilerdi. Hayatları boyunca istihbarata yakalanmamak için “tedbir” içinde olmuşlardı. Yine de, ilişkileri, seyahatleri, telefon görüşmeleri, tanık ifadeleri, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü içindeki video görüntüleri onları ele vermişti.

Adil Öksüz örneğin… 16 Temmuz sabahı yakalandığında özetle şu ifadeyi verdi:

15 Temmuz Cuma akşamı Mehmet Öksüz isimli amcamın Keçiören’de evi vardı orada kaldım. 16 Temmuz günü sabah 09.00-10.00 gibi de Ankara’dan Keçiören’den ticari taksi tuttum. 1 taksiyle geldim. Orada tarla baktım. Köye vardım taksiciyi geri gönderdim. Taksiciyle de ben 150 TL ‘ye anlaşmıştım. Ben muhiti de biliyordum. Alacağım araziye bakmak için köy girişine yakın beni bırakmasını söyledim. Ve taksici döndü. Beni o yol üzerinde araziden jandarmalar aldılar. Ben Fethullahçı Terör Örgütü’yle hiçbir bağım ya da ilgim olmamıştır. Ne öğrencilik dönemimde ne de akademik hayatım içerisinde bunlarla birlikteliğim gönül bağım ya da çıkar ilişkisi olmamıştır. Benim Fethullah Gülen Cemaati’yle ya da FETÖ örgütü veya paralel devlet yapılanması örgütleriyle herhangi bir bağım mevcut değildir. Akıncılar üssüne hiç girip çıkmadım.”

Darbe gecesi Akıncı’da bulunan ve üssün koridorlarında subayların selam durduğu görüntüleri olan Kemal Batmaz da aynı ifadeyi verdi:

Ben İstanbul’da emlakcılık işi ile uğraşırım. Eşim ve çocuklarım Nevşehir’e memleketime gittiler. Ben de cuma günü onları ziyarete gidecektim. Daha önceden tanıştığım Harun Biniş beni aramıştı. Ben de Nevşehir’e çocuklarımın yanına gideceğimi söyledim. O da bana giderken Ankara üzerinden geçeceksin bir miktar param var. Bana arsa bakalım bana yardımcı ol dedi. Onunla Çayyolu’nda buluştuk. O yerleri gösterecekti. Ben de gösterdikleri yerlerin piyasa değerini araştıracaktım. Taksi ile Kazan’a gittik. Çayyolu’nda Harun ile görüşürken darbe teşebbüsünden haberim oldu. Hükümetin ve Cumhurbaşkanın güçlü olduğunu, teşebbüsün çok bir şey ifade etmeyeceğini yorumladım. Kazan’da bizi jandarma çevirdi. Kazan’a ticari taksi ile gittik. Benim aracımda hafif bir arıza vardı. Benim FETÖ terör örgütü ile
herhangi bir irtibatım yoktur. Herhangi bir kişiyi de tanımam.”

Yine o gece Akıncı Üssü’nde darbeyi yöneten sivillerden Hakan Çiçek‘in ifadesi:

“Ticaretle uğraşırım, 3 tane şirketim vardır… Yaklaşık 3 gündür Ankara’da kalıyordum. Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kardeşim Gökhan Çiçek’in Batıkent’deki evinde kaldım. Cuma günü de okuldan öğrencilerimizin velisi olan Albay Ahmet Özçetin beni cuma günü akşam 20:30 sıralarında sosyal etkinlik için Akıncı üssüne davet etti. Ben Akıncı üssüne gittim… Ben gittikten bir kaç dakika sonra askeri hareketlilik başladı. Kendileri sosyal
etkinlik yapacağını söylemişlerdi ancak ben içeriğinin ne olduğunu ben bilmiyordum. Askeri hareketlilik başlayınca çıkamadım. Sabaha kadar orada kaldım. Sabah 08:00 sıralarında gün aydınlanınca çitten atlayıp kaçanları gördüm. Ben de beton duvarının üzerindeki tellerden
atlayıp köye doğru yürümeye başladım. Ben bu şekilde hava üssünden kaçarken jandarma görevlileri beni yakaladı… Fetullah
Gülen’i tanımam. Kitaplarını da okumadım. Basından tanırım. “

Akıncı Üssü’ndeki 4. sivil, Nurettin Oruç‘un ifadesi iddianamede şu şekilde yer alıyor:

“16/07/2016 tarihinde sabah saat 08.00 gibi Ankara’dan otostop yaparak 3 araç değiştirmek suretiyle Kazan ilçesindeki Akıncılar kışlasında bulunan bir köye hayvan yetiştiriciliği konusunda bir belgeselle ilgili ön görüşme
ve sözleşme yapmak amacıyla gittiğini, Kazan’ın köylerine gitmek için yola çıktığını, başlangıçta hangi yöne gitmek istediğini bilmediğini, kendisini getiren şoförün tavsiyesiyle Akıncı kışlasının yanındaki bir köyünün yakınlarında indiğini, şoförü bilmediğini, jandarmaların kendisini yakalayıp göz altına aldığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan
ettiği…”

Son olarak Harun Biniş‘in ifadesine bakalım:

“16/07/2016 günü İstanbul ilinden gelen Kemal BATMAZ isimli emlakcı arkadaşımla Kazan ilçesine arsa bakmaya gittik. Ben Kemal BATMAZ’la İstanbul”da çalıştığım dönemde tanıştık, benim arkadaşım olur. Sabah 08:00 de birlikte taksiyle Çayyolu tarafından Kazana gitmek amacıyla çıktık. Yolu bilmediğimiz için
kendi aracımla değil taksiye binmeyi tercih ettik. Kazanın köyüne geldiğimizde yol üzerinde Jandarma bize kimlik sordu. Bizi ismini
bilmediğim bir jandarma Karakoluna götürdüler.”

Yeter ki Fetullah’ı Ele Vermeyin

İlginç değil mi? 1986’da Fetullah Gülen’le gözaltına alınan 14 kişinin yalan ifadeleri, soğukkanlılıkları ve yaptıkları ağız birliği, 30 yıl sonra 15 Temmuz’u gerçekleştiren Fetullahçıların tavrıyla bire bir örtüşmüyor mu?

1986’da gözaltına alınırken Fetullah Gülen yanındakilere “beni tanımıyorsunuz” diye fısıldamış, militanları da “yeni Mercedes’le gezmeye çıktık” benzeri yalanlar söylemişlerdi; 2016’da, Akıncı Üssü yakınlarında yakalanan, FETÖ ile irtibatları somut delillere dayanan, Üs içinde görüntüleri olan sanıklara da belli ki aynı fısıltı ulaşmış: Ne yaparsanız yapın, Fetullah’ı ele vermeyin! Onlar da “arsa bakmaya, film çekmeye geldik” yalanlarına sarılmışlardı.

Fetullah Gülen, 70’lerde kurmaya başladığı örgütünün her bir elemanını tornadan çıkmış gibi standart yetiştirdi: Her biri iyi yalancı, soğukkanlı, gözü dönmüş katil, büyülenmiş gibi tutkulu, Fetullah’a tapan sünepeler. Namus, şeref, ahlak gibi insani kavramlardan uzak robotlar…

Toygun Atilla’nın İfşa adlı kitabında 1986’daki gözaltı olayını okurken, örgütün bu tehlikeli yanı bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Yalnız şunu hatırlatalım: 1986’da gözaltına alındıklarında, Fetullah Gülen ve yol arkadaşları serbest bırakılacaklarını biliyorlardı. Özal’ın, olmadı Kenan Evren’in devreye gireceğinden emindiler. Onların bile üstünde bir güçle korunduklarının farkındaydılar. Darbenin onlara yol açtığını çok iyi biliyorlardı. İfade verirken de bu rahatlık, bu alaycılık içindeydiler.

15 Temmuz sanıkları da aynı havadalar. Ama bilmedikleri şu: Oradan, defalarca müebbete mahkum oldukları hapishaneden hiç bir zaman çıkamayacaklar…

ToygunAtilla, İfşa. Kırmızı Kedi Yayınları, 2019, İstanbul. 291 sayfa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s