KUCAKLAYAN PARTİDEN İHRAÇ EDEN PARTİYE

Allah tez zamanda şifasını versin, Üstad İsmet Özel, 1987 yılında Milli Gazete’deki köşesine “Bize Yüzde 6 Derler” başlığını koymuştu…

Merhum Erbakan’ın kararlı mücadelesiyle, “yenilgi yenilgi büyüyen zafer”lerle, o yüzde 6 zaman içinde birkaç puan arttı ama 1995 seçimlerinde tepki oylarını da alarak Refah Partisi yüzde 21’i gördü.

Refah Partisi mirasını devralan AK Parti ise 2002 seçimlerinde yüzde 34 oy aldı.

İttifaksız girdiği son seçimde, 1 Kasım 2015’te AK Parti’nin aldığı oy yüzde 49,5…

İsmet Özel’in “Bize Yüzde 6 Derler” diye tanımladığı (aslında o seçimde yüzde 7 oy almış) bir hareket, nasıl oldu da 2015’te yüzde 49,5’a ulaştı?

Bunun birden çok nedeni var…

AK Parti iyi iş çıkardı; samimiyetle, cesaretle, kararlılıkla Türkiye için hizmet üretti. Çok çalıştı…

Bir sonraki seçimde oy oranını artırdı, sonraki seçimde daha da artırdı.

Sadece bu kadar mı? Hayır…

AK Parti, gücünü milletten almayan vesayet kurumları karşısında dik durdu, cesur durdu…

Dış politikada Türkiye’nin itibarına itibar kattı…

Türkiye’nin parası, Türkiye’nin pasaportu, Türkiye’nin bayrağı prestijin, itibarın, dik duruşun sembolü haline geldi…

AK Parti’yi her seçimde biraz daha büyüten ise bunlardan fazlasıydı…

Lider Recep Tayyip Erdoğan, birlikte yol yürünmesi mümkün olan herkesi, her kesimi, AK Parti’nin ilkeleri ve politikaları çerçevesinde kendi saflarına kattı…

Dindarlarla, muhafazakarlarla birlikte sağcılar, solcular, liberaller ve daha bir çok kesim AK Parti içinde kendilerine yer bulabildiler.

Bir çok kesim kendisini AK Parti içinde ifade edebildi…

Örneğin AK Parti Kürtlerin de partisi oldu.

Örneğin AK Parti Alevilerin de partisi oldu.

Tarikatlar, cemaatler de, demokratlar da, komünistler de AK Parti içinde politika yapabildiler.

İsmet Özel’in bahsettiği o kemikleşmiş yüzde 6 mutlaka artmıştır; belki yüzde 20’lere bile ulaşmıştır… Ancak AK Parti gücünü, ulaştığı yüksek oy oranlarını, o kemikleşmiş tabanın yanında kucakladığı kesimlerle görebildi.

Tayyip Erdoğan, engin bir hoş görü, ülkesi ve milleti için kucaklayıcı ve kuşatıcı bir politikayla hem Türkiye’yi hem AK Parti’yi büyüttü.

2016: KIRILMA NOKTASI

2016 ve sonrasında ise AK Parti’de geçmişte hiç olmayan vakalar yaşanmaya başladı.

Herkesi kendisine çeken AK Parti, 2016 ve sonrasında artık içindekileri dahi itmeye başladı.

Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması durumunda, kendisinin Başbakan ve Genel Başkan olması için ne kadar hevesli olduğuna nasıl kulis yaptığına bizzat şahidim.

Başbakanlık günlerinin de bizzat tanığıyım.

Olmadı… İşler yürümedi… Süreç ve ilişkiler siyasetle götürülemedi, idare edilemedi.

Sayın Davutoğlu’nun Genel Kurul yoluyla değiştirilmesinde hayır vardı; buna inanan ve bu süreci destekleyenlerden biri de benim.

AK Parti’de ve AK Parti Hükümetlerinde Sayın Davutoğlu’na kadar yüzlerce isim görevden alınmıştı. Birkaç istisna dışında hiç kimse küsmemiş, verilen yeni görevle yoluna devam etmiş, hatta sonradan daha üst görevlere getirilenler olmuştu.

Sayın Davutoğlu’nun görev değişikliği de böyleydi. Bir süre Başbakanlık ve Genel Başkanlık yapmıştı. Görevi değişmişti. Hayat da siyaset de devam ediyordu…

Ancak bu sefer olağan dışı, geleneğe aykırı bir müdahale oldu.

Sayın Davutoğlu’na karşı hiç de doğal olmayan bir saldırı başladı.

Pelikan Örgütü işte tam o anda ortaya çıkmıştı. Bu olağan görev değişiminin, parti içinde zamanla unutulacak ve normalleşecek bu değişimi kaşımaya başladı.

Üstelik, Pelikan örgütü, bu olağan değişimi kaşırken, tam da o günlerde yoğun şekilde mücadele edilen FETÖ’nün taktiklerini kullanmaya, isimsiz bildirilerle, sahte trol hesaplarla, tıpkı FETÖ’cüler gibi, tıpkı o dönemin operasyon sosyal medya hesabı Fuat Avni gibi gayri meşru yollara tevessül etmeye başlamıştı.

Pelikan, olağan bir görev değişimini abarttıkça abartıyor, unutulup gidecek bir meseleyi her daim gündemde tutuyordu.

Çok sonra, bunun, Pelikan’ın kendisini var etme çabası olduğunu; Ahmet Davutoğlu’na saldırı üzerinden kendisine tezgah açma çabası olduğunu gördük.

Tıpkı eski devletin refleksleri gibi: Var olmak istiyorsan, kendine bir düşman yarat…

Pelikan, kendi varlığı için, kendi ikbali, kendi rantı, kendi çıkarı için Ahmet Davutoğlu’nu hedef yapmış, onu kullanmaya başlamıştı.

Sayın Davutoğlu ile kalmadılar elbette…

İslamcılarla kavgaya tutuştular.

Parti içinde ağırlığı olan isimlere saldırdılar.

Kendilerine boyun eğmeyen, itaat etmeyen kim varsa tasfiyeye giriştiler.

2016 yılına kadar kucaklayan AK Parti, Pelikan marifetiyle, kendi evladını tüketmeye başladı.

Üstelik sistem değişmişken, üstelik Başkanlık için yüzde 50 şartı varken, üstelik, her bir oyun kıymeti geçmişe nazaran kat be kat artmışken…

Parti kuracağı söylenen Sayın Ali Babacan’ın da Sayın Davutoğlu kadar olmasa da benzeri saldırılara maruz kaldığını hatırlatalım.

AK PARTİ TEMİZLENİYOR MU?

Sayın Babacan AK Parti’nin kurucu üyeliğinden istifa etti ve görünen o ki yeni bir hareket kuracak.

Bugün de Sayın Davutoğlu’nun AK Parti’den ihracı için karar alındı.

Bazıları bunu temizlik olarak nitelendiriyor. AK Parti’nin safralarından temizlendiği söylemine sarılıyor.

“Keşke böyle olmasaydı, işler bu noktaya gelmeseydi” diyenler bile başta Pelikan olmak üzere, AK Parti’nin kodlarını, Recep Tayyip Erdoğan’ı tanımayanlarca linç ediliyorlar.

Oysa çok açık ki, gözlerimizin önünde Reis’in,  AK Parti’nin altı oyuluyor.

Her bir oyun kıymeti kat kat artmışken, AK Parti’nin çok daha kucaklayıcı ve içindeki unsurları çok daha sıkı muhafaza edici olması gerekirken, sürekli bir öteleme, itme, itekleme, tasfiye operasyonu gerçekleştiriliyor.

“Reisçi” görünümünde örgüt/örgütler tarafından AK Parti adeta kemiriliyor, sürekli bir parçası koparılıyor.

Bunu telaffuz etmek, bunu dillendirmek, “durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” diyerek kolları iki yana açmak bile artık “ihanet” sayılıyor.

Hiç şüpheniz olmasın ki, bugün “Reisçi” gibi görünüp AK Parti’yi kemirenler, yarın işler kötüye gittiğinde kendilerine sövdükleri mecralarda yer arayacaklar ve bulacaklar da.

Çünkü hep buldular. Dün AK Parti ve Reis’e sövüyorlardı; bugün Reis’ten daha çok Reisçiler. Yarın gidip başka bir siperde, düşmanın kılıcını sallamaktan hiç çekinmeyecekler.

PELİKAN DAVUTOĞLU’NU, DAVUTOĞLU PELİKAN’I BESLEDİ

Bugün AK Parti’den ihraç istemiyle disipline sevk edilen Sayın Ahmet Davutoğlu halkada kalabilirdi. Eski Başbakan, eski Genel Başkan olarak halkada tutulabilirdi.

Buna engel oldular.

Sürekli saldırarak, Sayın Davutoğlu’nu AK Parti karşısında bir siyasi odak yaptılar.

Sayın Davutoğlu da maalesef Pelikan’ın bu oyununa geldi; O da Pelikan’ı besledi…

AK Parti’ye çok büyük zarar verdiler.

Tekrar edeyim: Durmayacaklar… Bu partiyi de, Reis’i de tüketinceye kadar durmayacaklar.

Görmezden gelmek çare değil, gerçeği kendinden bile saklamak çözüm değil: AK Parti hareketi bugün ağır bir yara aldı.

İnşallah bu yara derinleşmez…

KUCAKLAYAN PARTİDEN İHRAÇ EDEN PARTİYE” için bir yorum

  1. Aydın Bey Merhaba,
    Bu pelikancılar kim neden deşifre olmuyor bu kadar olumsuzluklar parti MYK yada MKYK ‘ na neden ulaşmıyor? çanımızdan çok sevdiğimiz sayın cumhurbaşkanımıza aktaran çıkmıyor mu? Reis ile siz görüşmüyor munuz? Parti gerçekten kötü bir Duruma sürükleniyor bu süreçte.
    Saygılarımla

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s