10 YIL BİTERKEN

21. Yüzyıl’ın İkinci 10 yılı bugün tamamlanıyor.

2010 – 2020 arası Türkiye’de büyük hadiseler yaşandı. En mühimlerini hatırlayalım:

2010: “FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI”

20 Ocak 2010 tarihinde Taraf Gazetesi “Fatih Camii Bombalanacaktı” manşetiyle çıktı. Bu manşet ve arkasından gelişen hadiseler, Milenyum’un ve 21. Yüzyıl’ın İkinci 10 yılının nasıl geçeceğine dair işaret fişeğiydi.

Fetullahçılar 1970’lerden itibaren ABD’nin tam desteğiyle devlet kurumlarında gizlice örgütlenmişler, 40 yıllık süreç içinde başta ordu, emniyet, yargı ve istihbarat olmak üzere devleti adeta ele geçirmişlerdi. 2010 yılında, Taraf Gazetesi’nin manşetiyle, Fetullahçılar artık devlete tamamen hakim olma hırslarını açık ettiler. “Balyoz Darbe Planı” iddiası ve sonrasında gelen tutuklamalarla TSK dizayn edilmek istendi.

Örgüt yargıda da tam kontrolü sağlamak istiyordu. Mayıs ayında TBMM’de kabul edilen ve 12 Eylül’de halkoyuna sunulması kararlaştırılan kapsamlı Anayasa değişikliği paketi, Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayan önemli maddelerin yanında, Fetullahçılar’ın yargıyı ele geçirmeye yönelik heveslerini de ihtiva ediyordu.

Fetullahçılar, TSK ve yargıyı hedef alırken siyaseti de ihmal etmediler. Anayasa değişikliğine karşı çıkan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a bir operasyon yaparak Anamuhalefet Partisi’ni de yeniden kurguladılar.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumla Anayasa değişikliği yüzde 58 Evet oyuyla kabul edildi.

2011: AK PARTİ YÜZDE 50 İLE YENİDEN

12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde AK Parti yüzde 49,8 oy alarak yeniden iktidar oldu. Bu oran, AK Parti tarihindeki en yüksek orandı.

2012: HAMAS VE MİT

1 Ocak 2012’de Hamas Lideri İsmail Heniye Türkiye’ye geldi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Hamas Liderinin bu ziyareti, Türkiye’nin İsrail ve ABD ile ilişkilerini derinden sarsarken, doğal olarak Fetullahçılar’la ilişkisini de yeni bir düzleme taşıdı.

2011 boyunca yargı eliyle terör estiren Fetullahçılar, 2012’de Hamas ziyaretinin ardından Hükümete yönelik ilk darbe girişimlerini gerçekleştirdiler.

7 Şubat’ta MİT Müsteşarı Hakan Fidan KCK’ya yönelik bir soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı. Başbakan Erdoğan, Hakan Fidan’ın ifade vermeye gitmesini ve gözaltına alınmasını engelledi.

Fetullahçılar’ın MİT üzerinden Hükümete yaptıkları operasyon başarısız olmuştu; ancak MİT operasyonu, sonrasında gelecek operasyonların ilkiydi.

2013: DARBELER YILI

2013 yılı Mayıs ayında Gezi olayları başladı.

Gezi olayları başından sonuna kadar bir Fetullahçı kurguydu. Fetullahçılar, başta sosyal medya olmak üzere her türlü operasyon aracını kullanarak Türkiye solunu sokağa döktüler ve bir ay boyunca solu adeta kukla gibi oynattılar.

Gezi olayları Türkiye ekonomisine ağır darbe vurdu, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini yıprattı. Her ne kadar başarısız olsa da, Türkiye’de siyaseti köklü şekilde değiştirmeyi başarabildi.

Gezi’de Hükümeti deviremeyen Fetullahçılar, 17 Aralık’ta bir yargı darbesi denediler. Başbakan Erdoğan’ın ailesini tutuklamak, oradan da Başbakan’ı ve hükümeti devirmek istiyorlardı. Hükümetin kararlı duruşu 17-25 Aralık darbe girişimlerini de boşa çıkardı.

Fetullahçılar eliyle gerçekleştirilen Gezi ve 17-25 Aralık darbe girişimleri Türkiye’de kutuplaşmayı keskinleştirdi, siyaseti gerdi, AK Parti’nin o tarihten itibaren içe kapanmasına neden oldu.

AK Parti ile Fetullahçılar arasındaki çatışma perde arkasından sahneye çıktı.

2014: ERDOĞAN CUMHURBAŞKANI, DAVUTOĞLU BAŞBAKAN

Fetullahçıların darbe girişimleri devam ederken, Türkiye 31 Mart’ta yerel seçime gitti. Yoğun saldırı altındaki AK Parti seçmenden yüzde 43 destek aldı.

10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52 oy oranıyla doğrudan halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı oldu.

AK Parti 27 Ağustos’ta olağanüstü kongreye gitti. Ahmet Davutoğlu AK Parti’nin Genel Başkanı, ardından da Başbakan oldu.

2015: İLK YENİLGİ

7 Haziran’da genel seçimler yapıldı ve AK Parti hükümeti kuracak çoğunluğu elde edemeyerek tarihinin ilk yenilgisi tattı. Hükümet kurulamayacağı anlaşılınca 1 Kasım’da seçimler tekrarlandı. AK Parti yüzde 49 oy oranıyla tekrar tek başına iktidara geldi.

2016: 15 TEMMUZ

2016’nın ve son 10 yılın en önemli olayı kuşkusuz 15 Temmuz darbe girişimiydi. Fetullahçılar, 2012’de Hükümete karşı başlattıkları operasyonların en büyüğüne 15 Temmuz’da giriştiler ve başarısız oldular.

15 Temmuz, AK Parti ile MHP ittifakını getirdi.

2017: SİSTEM DEĞİŞİYOR

17 Nisan’da yapılan halkoylaması ile Türkiye parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçti. Başbakanlık kalktı; Erdoğan yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı, aynı zamanda AK Parti’nin yeniden Genel Başkanı oldu.

2018: EKONOMİK KRİZ YILI

Küresel ekonomideki sarsıntı Türkiye’yi derinden etkiledi.

23 Haziran’da yeni sistemin ilk seçimi gerçekleştirildi. Recep Tayyip Erdoğan yüzde 53 ile yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. AK Parti – MHP İttifakı yüzde 54; AK Parti ise yüzde 43 oy aldı.

Ekonomik kriz sandıkta net olarak hissedildi.

2019: SORUN DERİNLEŞİYOR

2019’un en önemli hadisesi 31 Mart yerel seçimleriydi.

Devam eden ekonomik krizin ve bir dizi sorunun etkisiyle AK Parti her ne kadar liderliğini korusa da Ankara ve İstanbul gibi 25 yıldır muhafaza ettiği 2 büyük şehri kaybetti. İstanbul’da seçimin tekrarlanması AK Parti’ye yönelik daha büyük bir tepkiyi ortaya çıkardı.

AK Parti’nin yaşadığı sorunlar yeni oluşumlara kapı araladı. Ahmet Davutoğlu AK Parti’den ayrılanlarla Gelecek Partisi’ni kurdu. Ali Babacan 2019’da çok konuşulan partisini kuramasa da, 2020’de sahneye çıkacağını ilan etti.

GELECEK 10 YIL: YORGUNUZ…

Türkiye’nin son 10 yılı hepimizi epeyce yordu. Çatışmalar, kavgalar, çekişmeler, darbe girişimleri, yüzlerce şehit verdiğimiz terör saldırıları, seçimler, ekonomik çalkantılar, Suriye krizi, uluslararası gerilimler…

10 yıl boyunca yılmadan ve yorulmadan verdiğimiz kavga, sergilediğimiz şanlı direniş, 10 yıl biterken, iyi yönetilemeyen ekonomi, kibir, lüks, şatafat görüntüleri, yolsuzluk iddiaları, çözülemeyen sorunlar, yönetilemeyen krizler nedeniyle hepimizi yılgınlığa, yorgunluğa, biraz da ümitsizliğe sevk etti.

Yeni bir yıla, yeni bir 10 yıla girerken, geçmişin yorgunluğu kadar geleceğin belirsizliğini de üzerimizde taşıyoruz.

Son 10 yıl, sosyal medya ve alternatif medyanın toplum kadar siyaseti de şekillendirdiği bir 10 yıl oldu.

AK Parti iktidara geldiğinde doğanlar, 2020 yılında seçmen olacaklar.

Türkiye değişirken, seçmen değişirken, AK Parti, en güçlü değişim iradesine ve dönüştürücü kadrolara sahip olmasına rağmen, yeni durumları okumak yerine karanlık eskinin dinamiklerine yöneliyor.

2020 yılına girerken, Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Doğu Perinçek, Cem Uzan gibi isimlerin de yeniden dolaşıma girmiş olması, AK Parti’nin dilinin ve politikalarının kucaklayıcılıktan, artık alıcısı olmayan “beka meselesi” gibi söylemler ve hamaset soslu kuru milliyetçiliğe evrilmesi ne kadar hazin…

AK Parti kurulduğundan beri, özellikle de son 10 yılda her krize, her saldırıya kahramanca direnen, samimiyetini ve fedakarlığını hiç yitirmeyen AK Parti Teşkilatlarının, partinin içine bir virüs gibi giren, liyakatsizliği ve tasfiyeyi bir hastalık gibi yayan Pelikan Örgütü ve onun her alanda açtığı hasar karşısında ümidini gittikçe yitiriyor olması ne kadar da vahim…

Son 18 yıl da, son 10 yıl da AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan eliyle gerçekleştirilen büyük devrimlere sahne oldu.

2019 biterken, ekonomik krizin ağırlığının artıyor olması, krizi çözmeye yönelik adımın atılmaması, ekonomi kadar, milli eğitimde, kültürde, ailede, demokratikleşme adımlarında Türkiye’nin 2002’nin dahi öncesine yöneldiği algısının güçlenmesi ne kadar trajik…

2020’ye ve yeni 10 yıla yorgun giriyoruz…

2020-2030 arasını yine AK Parti’yle, yine büyük devrimlerle geçirmek mümkün. Yerli Otomobil üretecek olmanın oluşturduğu heyecanın benzerlerini bir 10 yıl daha yaşamak mümkün.

Bir kutlu hikayenin, arkasında ağır hasar bırakarak sona ermesi de mümkün.

2020’nin Türkiye için bir dönüm noktası olacağı şimdiden görülüyor: Ya AK Parti toparlanacak, 2020’leri şekillendirecek; ya da Türkiye, sanki arası hiç yaşanmamış gibi karanlık eskiye dönecek.

Bir de şu var: Gözümüzün önünde böyle büyük riskler varken, susacak mıyız, konuşacak mıyız?

2020 sonunda konuşmanın pek faydası olmayabilir; konuşacaksak, şimdi konuşmalıyız.

Allah yolumuzu, bahtımızı açık etsin…

10 YIL BİTERKEN” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s